ATA’M, SONSUZA KADAR YAŞATILACAKSIN!

Dünya liderleri arasında ülkesine çağ atlatan ve çağ atlayan ilk ve tek lidersin Ata’m.

Nice liderler yaşarken öldükleri halde, sen öldükten sonra da gönüllerde yaşamaya devam ediyorsun / edeceksin.

Çünkü sen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’sün.

Çünkü bütün dünya milletleri senin,

“Uluslar arası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi,

olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkilâpçı,

sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder,

insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü,

bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen eşi olmayan devlet adamı,

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu” olduğunu dilleriyle ikrar, imzalarıyla kayıt altına almışlardır.

Hem Türk halkının, hem de dünyanın gönlünde tüm canlılığınla yaşamaya devam ediyorsun.

Kısacık ömrüne yüz yıllarda elde edilecek başarıları sığdırmışsın Ata’m. Ki, bu başarılarınla sadece çağına değil, sonraki çağlara da ışık tutmaya devam ediyorsun.

Emperyalistlere karşı bağımsızlık mücadelesinin nasıl yapılacağını merak edenler, bir askeri deha örneği olan senin Kurtuluş Savaşı mücadeleni okuyorlar.

Devlet Adamı olmaya çalışanlar, ölümsüzleşmenin nasıl olabileceğini öğrenmek isteyenler, senin fikirlerini anlamaya çalışıyorlar.

Öte yandan emperyalistler ve içerideki işbirlikçileri de 71 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalışıyorlar. Asla başaramayacaklar.  Çünkü Türk gençliği, seni ve eserini bu güne kadar olduğu gibi, sonsuza kadar yaşatmaya kararlıdır; and içmiştir.

Sana olan inancımız, özlem ve hasretimiz, saygı ve sevgimiz her gün artarak devam ediyor. Senin çocukların olmaktan, izinden yürümekten onur duyuyor, “Ne Mutlu Türküm” demekten gurur duyuyoruz. Ölümünün 71 ci yıldönümünde, yokluğunun üzüntü ve eksikliğini yüreklerimizde hissederek, önünde saygıyla eğiliyoruz.

Yüksel Erdoğru

10 Kasım 2009

Filed Under: Featured

Tags:

About the Author

Yorumlar (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Mehmet Emin HAZAR diyor ki:

    25/11/2009
    Dolunay Güvercini
    “Sol Akıl mı? Şaronizm mi?” başlıklı makalemde Sayın Rahşan ECEVİT’İN desteğiyle merkezde sağ kitlelere hitap etmesi arzulanan bir partinin kurulmasının beklendiğini yazmıştım. Merkez Sağ’ın partileri olduğunu belirtmiş, sol siyasi bir heyecana gereksinim bulunduğunu, o nedenle de DSP’den ayrılmaları kolaycılık ve gemiyi terk etme olarak görmüş, partide kalarak mücadele edilmesi çağrısında bulunmuştum. Merkez Sağ’ın birleşmesi öngörümü haklı çıkardı. Fakat “Ecevitçi Arayış” sloganıyla, çizgi kayması türü gerekçelerle ve DSP’nin özgün kimliğine uygun siyaset bahanesiyle DSHP(Demokratik Sol Halk Partisi)’in kurulması hayal kırıklığı yarattı. Özellikle gerçek DSP’liler, ECEVİTÇİLER hayret etti. Doğrultu tutarlılığı ve çizgi kayması savları balon çıktı. Üstelik ECEVİT de aranmamış! Zira “Dağ fare bile doğuramadı!” Güvercin kurda yem olarak peşkeş çekildi. Çünkü Sayın Hulki CEVİZOĞLU eski bir kurtçudur! Onun başkanlığında yürütülecek bir liderlik, ECEVİT hayranlığını ırkçı düşüncelerine sömürtmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kısacası “barış güvercini” Sayın CEVİZOĞLU’NUN düşünceleriyle dolunayda kurda dönüşümün simgesi olarak kitlelere seslenecektir.
    Sanılanın aksine DSP’de öğretiye bağlılık sürmektedir. Parti içinde mücadele fırsatı eskiden daha uygun koşullardadır. Önyargıların aksine parti içi demokrasi işliyor. Rekabet olanaklı. Herkese eşit ifade ve eleştiri hakkı tanınıyor, ikna yöntemiyle kucaklaşmalar pekiştiriliyor. Parti içi değişimler oylanırken, yeni atamalarla örgüt güçlendirilmeye çalışılıyor. Tek eksik halk ayağının eylemselliğe ve propagandaya dönüşmesidir. Bu konuda da, yargı marifetiyle taban ve halk katılımlı çalışmalar tespit edilmektedir. Eski Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami TÜRK’E 5 Kasım 2009 günü yönelttiğim sorulara karşılık Genel Başkan Sayın Masum TÜRKER’İN yüksek sesli beyanını söyleyebilirim. Kimi DSP kadrolarının kafaları şu an için karışık olabilir! Eski kadrolar olarak bu süreci aşacağımıza inanıyorum. Çünkü partinin kuruluşundan hemen sonra da benzer bir film izlemiştik. Üzüldüğümüz konu hanımefendinin belirsizliklere alet edilmesidir. Bir an önce sağduyuyla ve akıl birlikteliğiyle partimizi ayaklandırmalıyız. Geçmişte yaşanan olumsuzluklardan dersler çıkarmalıyız. Masum Beyin “özeleştiri” çağrısına başta genel başkan olarak kendisi ve tüm partililerimiz uymalıyız. Sapmalarla ilgili endişelerimizi gidermek amacıyla geniş kapsamlı paneller ve bilgi şölenleri düzenlemeliyiz. Bu amaçla; Sayın Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY, Sayın Uluç GÜRKAN, Sayın Orhan BİRGİT ve Erol TUNCER gibi zenginleşen üst yapı danışmanlardan ve partinin yetkinleşmiş kadrolarından yararlanmalıyız.
    DSP(Demokratik Sol Parti) adından da anlaşılacağı gibi halkçı sol bir partidir. Geçmişi “Ortanın Solu” düşüncesine ve “Ak Günler Programına” dayanmaktadır. Sağ merkezci ve Türkçü düşüncelerle ilişkilendirilmesi doğru değildir. Böyle düşünmek Rahmetli ECEVİT’İN kemiklerini sızlatır. Çünkü ECEVİT, ömrünü oligarşiye, işbirlikçilerine ve ülkücü yaftalı tetikçilerinin saldırılarına karşı mücadele etmekle geçirmiştir. Her zaman emeği ve emekçiyi savunmuştur. Yaşamının en diri tanığı da Rahşan hanımdır. Her insanın bir hata sınırı vardır. Ancak hiç kimsenin sürekli hata ısrarı bir hak olarak kabullenilemez. Rahşan Hanımın ilerlemiş yaşına rağmen ülke duyarlılığı anlayışla karşılanabilir! Fakat ilke ve program adına “sağ” odaklı arayışlara girmesi anlaşılır gibi değildir. Bu tutumuyla ya maziyi inkâr etmekte, ya da aldatılmaktadır. Biz aldatıldığını umuyoruz. Çünkü hatadan dönmek zor değildir. Rahşan Hanım, Masum Beyi kişi olarak veya çalışmalarından ötürü beğenmeyebilir! Ama yitik beş yılın ekibi içinde tutma sorumluluğunu da anımsamalıdır. Varlığıyla ilgili kaygılanma hakkı için geç kaldığını bilmelidir. Kaldı ki, 17 Mayıs Kongresi sonrasında DSP’de olumsuz bir gelişme de olmamıştır. Hakkındaki eleştiriler ise genelde siyasi özgeçmişiyle ilgilidir. Ayrıca hem DSP, hem de Masum Bey geçen süre içinde rüştünü tamamlamış durumdadır. Memnuniyetsizlik sonucu istenen değişimlerin adresleri de kurultay salonlarıdır. Başta Rahşan Hanım olmak üzere kırgınların parti içinde kalarak mücadele hakkı vardır. Beyhude arayışlar, iki başlılık girişimleri, ülkemize, partimize ve düşüncemize sadece zaman kaybıdır. Faşist kafalardan medet ummak “Sol’la” Demokratik Sol’la bağdaşmaz. DSP öğretisini bu tabloyla açıklamak akli yetiye terstir, ECEVİT’E ihanettir.
    A-Ke-Pe iktidarı sürekli yapay gündemler oluşturarak basını ve muhalefeti kısır bir döngü içinde tutmaya çalışarak yanlışlarını ve yolsuzluklarını örtmeye çalışmaktadır. Aykırı sesleri özel kurgular ve yandaş basınla pasifleştirmeye çalışmaktadır. CHP ve MHP ise, kitlelerin yüreğini serinletecek çözümlere uzaktır. DSP de tabanda rüzgâr estirici ataklar yapmakta gecikmektedir. Masum Bey en çok bu konuda eleştirilmektedir. Oysa yapılacaklar bellidir ve kolaydır. A-Ke-Pe iktidarının zaafları belgelidir. Adli dokunulmazlıklar gerekçe gösterilerek hem yargıya güven kazandırılacak, hem de yasadışı unsur ve eylemler adalete hesap verir duruma gelecektir. Bu sayede büyük olasılıkla A-Ke-Pe kapanacak, yöneticilerine de “Yüce Divan” yolu açılacaktır. Böylece DSP’ye de 03 Kasım 2002 seçimlerinin rövanşını alma fırsatı doğacaktır. Arayışçılara ve tüm gerçek DSP’lilere duyurulur. Saygılarımla.
    Mehmet Emin HAZAR
    DSP Mardin Eski İl Başkanı
    m_hazar@mynet.com

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.