MÜSTAKİL MÜSLÜMANLAR
Balçiçek Pamir’in konukları, İhsan Eliaçık ile Erol Yarar. İhsan Eliaçık, İslamcı Yazar olarak tanınıyor. Erol Yarar ise Müsiad (Buradaki –Mü- “müstakil” demek oluyor) eski başkanı. Konuşulan konu: Din ve gelir dağılımı adaletsizliği. Arada bir kulak kabartıp dinliyorum, söylediklerini.
Efendim, Asr-ı Saadet döneminde yaşayan Ebu Zerr isimli bir zat var imiş. Hiç malda-mülkte gözü yok imiş ve elinde fırsat olduğu halde, bir lokma-bir hırka ile ömrünü tamamlamış. Malı mülkü, adil paylaşmak gerektiğini savunurmuş. Ol sebepten mütevellit; zengin halife Osman’ın zulmüne uğrayıp kovulmuş ve sefalet içinde ölmüş. Bunları dile getiren İhsan Eliaçık, son yıllarda yükselişe geçen Müslüman burjuvaziyi eleştiriyor. Muhafazakar, dini bütün insanların şatafatlı hayat sürmelerine tepki gösteriyor…
Tabi bu düşünceleri, Müsiad eski başkanı Erol Yarar’ın hiç hoşuna gitmiyor. Mülk Allah’ındır diyor, Erol Yarar. İstediğine verir o mülkü. Kuran, öyle diyormuş. Sureler, ayetler, hadisler anlatıyor, Erol Yarar. Beni zengin yapan Allah’tır, fakiri fakir yapan da Allah’tır. Takdir, Allah’ındır, diyor Erol Yarar.
İhsan Eliaçık, şu zekat oranına kafayı takmış. 1/40 oranının asgari bir oran olduğunu, hatta bu kadarcık zekatı firavunların bile verdiğini söylüyor. Zengin işadamlarının elde ettikleri karın yarısını işçilerine vermeleri gerektiğini söylüyor İhsan Eliaçık.
Bu öneriye müthiş sinirleniyor, Erol Yarar. Senin bu dediğine “komünizm” derler diye kızıyor İhsan Eliaçık’a. Böyle lafları Marx da söylüyordu diyor. Hemen referans kaynaklarına dönüyor Erol Yarar ve peş peşe sıralıyor; hem tırnak içi hem de kafasının içi fikirleri. Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştıracaklar? Sen ne karışıyorsun, Allah’ın yaptığına? Önemli olan takvadır. Zengin fakirden her şeyden üstün değildir ki. Bir kısmınızı, diğerlerinden üstün kıldık. Bazılarını bazılarının emrinde çalıştırır kıldık…
İhsan Eliaçık, “infak” kavramını açıklıyor. Kifayet üzeri, ihtiyaç fazlası olup verilmesi (infak edilmesi) gereken değeri günümüz koşullarına uygun olarak açıklıyor. Ev, araba, 3-5 bin lira aylık gelir ve saliha bir eş, diyor İhsan Bey. Bundan fazlası “haramdır, hırsızlıktır” deyince Erol Bey acayip sinirleniyor.
Sen diyor, Erol Bey. Sen, komünizmi İslam diye pazarlıyorsun. Sen, zengin halife Osman’ı hırsızlıkla suçluyorsun diyor. Ebu Zerr diyecek oluyor, İhsan Bey. Erol Bey lafı ağzına tıkıyor hemen. Ebu Zerr, başımızın tacı ama zengin halife Osman’a da saygımız sonsuz diye bağlıyor lafı Erol Bey.
Bu arada Palçiçek Pamir, İslami Burjuvazinin milyon dolarlık evlerini, lüks eşyalarını, şatafatlı hayatlarını gösteren VCR’yi sunuyor. Balçiçek, şatafatlı lüks evleri soruyor, Erol’a. Erol çok rahat cevap veriyor. Valla diyor, valla zekatı verildiyse bu lüks evlerin, helaldir yani diyor. Bir de komşu hakkı gözetildiyse, hani komşu aç yatarken tok yatmadıysan diyor Erol. Balçiçek’in gözlerinde, bitişik yalı komşusunun aç-tok olmasını düşünen zengin müslim imajı beliriyor hemen.
İhsan Bey susuyor artık. Erol Bey anlatıyor sürekli. Allah’a şükür, zenginlerimiz camiye gidiyor. Marka ayakkabılarını çıkartıp namaz kılıyorlar diyor Erol Bey. Dünyada zenginleşenler dinden uzaklaşır, bizde ise son yıllarda dine sarılıyor zenginler diyor. Hem dünyada Müslümanların elinde çok fazla servet yok ki diyor. Olsa, dünyada fakir kalmazdı diyor Erol Bey. Müslüman zenginlerin lüks arabalara binmesini de şu şekilde savunuyor, Erol Bey:
-Peygamber Efendimiz de, o devrin en iyi devesine biniyordu.

